Yeni sezonda Türkiye'de Moda
Moda la Turca'da!

Blogspot iki saniye içinde yönlendirilecektir. Moda la Turca'ya geçemiyorsanız burayı tıklayın:
http://modalaturca.wordpress.com
ve favorilerinizi güncellemeyi unutmayın!.

Türkiye'de Moda:

Kimlik, Kültür ve Sınıfsal Temsiller

  • Neden bu blog?

    İsmiyle oldukça kapsamlı bir içerik vaadeden bu blog, aslında daha çok Türkiye'deki modaya (özellikle "haute couture", türkçesi "yüksek terzilik" olan ve Simmel'e göre önce elitlere ve bir süre sonra toplumun bütününe hitap eden olguya) dair bugüne dek yapılmış kaynakların bir derlemesini yapmak üzere düşünüldü. Sosyoloji okumaya ilk başladığım yıllardan beri, modayla pek alakam olmasa da ("fashionably sensitive but too cool to care" sloganını benimsemişimdir hep") gerçekleştirmek istediğim bir projenin altyapısı olma amacı taşıyor; Fransa'da bile henüz kolay kabul edilmeyen "moda sosyolojisi" kavramını bir nebze olsun Türkiye'ye aşılamayı hedefliyor. Ve bu arada, belki Türkiye'deki modayla ilgilenen kişiler için de kaynaklara kolay ulaşmak için bir araç olur. Günün birinde iyi bir analiz yapmam dileğiyle... Olur da ulaşmak isterseniz: damla.bayraktar@gmail.com
Tarih: Cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarih: Cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türk Giyim Kuşam ve Süslenme Sözlüğü

Posted by little drop of poison On

"Osmanlı'nın son döneminden modern Türkiye'ye uzayan çizgide, çok ilginç 'moda akımlarına' kapıldık.Günümüzden bakıldığında tuhaf hatta komik gelen kıyafetlerle dönemin modasına ayak uydururken, 'Bobstil' tarzından, 'Beatle' kesimi saç modasına 'malakof' tuvaletlerden 'diba' saçına kadar pek çok moda rüzgarıyla sarsıldık. Tarihçi ve yazar Reşat Ekrem Koçu'nun Sümerbank için hazırladığı ve 1967 yılında yayımlanan 'Türk Giyim Kuşam ve Süslenme Sözlüğü', Türkiye'de esen ilginç moda rüzgarlarına ışık tutuyor."
www.habervitrini.com/haber.asp?id=14763

GİYİM ÜRETİM TEKNOLOJİSİ MODEL ARAŞTIRMALARI

Posted by little drop of poison On

" 19. Yüzyılda Osmanlılarda Moda Türklerde geleneksel kadın kıyafetlerinin 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batılı giyim-kuşam tarzının etkisinde kaldığı, yüzyılın son çeyreğinde, neredeyse tümüyle Avrupalılaştığı görülür. Bu yüzyılda padişahın bütün yasaklarına rağmen, gül kurusu, pembe, eflatun, fıstıkî ve al ferace mesire yerlerindeki arabalardan bahar çiçekleri gibi görünmeye devam etmiştir. Bu gül kurusu ipekli ferace de Avrupa modasının Türk zevkine göre uydurulmuş şeklidir. Sultan Mahmut devrinde, beyler, paşalar Avrupa modasını takip edip sırmalı üniformalarını nişanlarla süslerken, sivil elbiselerinin dubleli paçaları, yüksek yakalarının
altındaki Jabo usulü boyun bağları ile gündelik hayatlarını kısmen batıya uydurmaya
çalışmışlardır. Uzun saplı dantel şemsiye, Mahmudiye fesi, boyunda hotoz, ince papaziden yaşmağın altında muhteşem bir gerdanlık kullanılmıştır. Bürümcük elbiselerin kol ağızları bileklere kadar indiği için, kısa bir eldiven kullanılmıştır.
19. Yüzyılın sonlarında, kadınların başlarına giydikleri hotozun boyu kısalmıştır. İpek kumaştan yapılan, vücuda iyice oturan, yaka ve ön kenarları dantelle süslenen feraceler giyilmiştir. Feracenin içine giyilen elbisenin etekleri de dantellerle süslenmiştir.
20.Yüzyılda Türklerde Moda
Büyük Önder Atatürk, 25 Aralık 1925’te çıkan bir kanun ile ‘Kıyafet İnkılabı’nı gerçekleştirmiş; peçe, çarşaf, kalpak ve fes giyilmesini yasaklayarak batılı ülkelerin giyim biçimini benimsetmiştir. Cumhuriyet’in kurulduğu günden günümüze kadar Türk kadın giyiminde de dünya modasına paralel bir çizgide gelişme olmuştur. Mesela; 1923’te düşük bel, ayak bileğine
kadar uzayan etek boyları ve başta ipek türbanlar giyilmiştir. Manto, bu tarihlerde Türk
kadının vazgeçilmez bir üst giysisi olmuştur. 1924’te kısa japone kollar, bluzan korsajlar ve boyunları saran rengarenk, dizi dizi inci boncuklar moda olmuştur. Yine aynı yıl, Avrupa’da kocaman kloş şapkalar moda olmuş ve bu moda, Türk kadını tarafından çok benimsenmiştir. Cumhuriyet öncesinde peçenin altında kalan yüzler açığa çıkmıştır.
1925 yılında, abstre sanatının modayı etkilediği gözlenir. Bu yıllarda kadınlar tarafından geometrik desenli, geometrik kesimli elbiseler giyilmiştir. Etek boyları ve saçlar kısalmıştır.
1947’de ise Dior’un ortaya attığı yeni moda ile kadın giyiminin genel çizgileri büyük ölçüde değişmiştir. "

- GİYİM ÜRETİM TEKNOLOJİSİ MODEL ARAŞTIRMALARI, MEGEP, 2006, http://cygm.meb.gov.tr/modulerprogramlar/kursprogramlari/giyim/moduller/model_arastirmalari.pdf

1920’LERDE Yeni KADIN, MODA VE TÜKETİM

Posted by little drop of poison On

"Türkiye’de de II. Meşrutiyet’ten başlayarak asrî bir kadın olmanın yolu modadan geçiyordu.
Özellikle kadın dergilerinde moda sayfaları önemli bir yer tutuyordu. Kadınlar bir yandan basında çıkan makaleler aracılığıyla tüketici, süsüne düşkün ve ailenin en pahalı üyesi
olmakla suçlanırken bir yandan da yine aynı dergilerde yeni saç modellerine, makyaj malzemelerine, gece ve gündüz kıyafetlerine ait bilgilendirici hatta baştan çıkarıcı yazılarla tüketime davet ediliyorlardı. Asrî bir kadın olmak için gerekli şartların en başında modayı takip etmek vardı ama bu takipte aşırıya kaçılmamalıydı. Bunun için ölçüt yine toplumun kendi kıstası, kadına uygun gördüğü saygın kadınlık rollerini besleyecek oranda modern olmaktı. Kadınlar, modayı, moda olanı kullanarak toplumun ona biçtiği geleneksel eviçi ve annelik rollerinden farklı kimlikler üretmeye başlarlarsa tüketici, düşüncesiz, asalak hatta hain olmakla suçlanıyorlardı. 1920’ler Türkiyesi’nin yeni kadını, orta-üst sınıf, şehirli, belli bir eğitim almış İstanbullu kadındı. Bu ara tırma 1920’ler istanbul kadının moda ve tüketimle ili kisinin nasıl algılandığını görebilmek için 1920’lerin süreli yayınlarına (mizah, kadın, dü ünce ve aile dergilerinden örneklere) ve bu algının çe itli yansımalarının izlerini sürebileceğimiz yine aynı on yıllık dönemin popüler müstehcen edebiyat ürünlerine (“serbest” kadın-erkek ili kilerini ve modern ya amın gereklerini konu alan genellikle müstear isimle yazılmı tek formalık hikayeler) bakmayı hedefliyor. Cevap aranan sorulardan bazıları: 1920’lerde kadınların moda ve tüketimle ili kisi toplum tarafından nasıl algılanıyordu? Kadınların modern olmaktan anladıkları neydi? Tüketim niçin kadınla bağda tırılan bir kavramdı ve bu dergilere nasıl yansımı tı? Moda ve tüketim toplumdaki cinsiyet rollerini yerleştirmede nasıl bir etkiye sahipti? Tüketim, cinsellik ve moda nasıl bir ilişki içindeydi"

- 1920’LERDE Yeni KADIN, MODA VE TÜKETİM, Fatma Türe, Boğaziçi Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, İstanbul Türkiye, fatma.ture@boun.edu.tr, www.imwc2009.org/pdf/b474_16ede9a0b3df9f5b620dae0de37bf537.pdf

"Bu çalışma esas olarak, 20. Yüzyıl başlarında Türkiye için henüz varlığı söz konusu olmayan moda tasarımları illüstrasyonları (çizimleri) üzerine bir araştırmadır. Konu dönemin modasına yönelik çıkan moda magazin dergilerinden elde edilen verilerle hazırlanmıştır. İstanbul Kadın Eserleri Kütüphanesinde ulaşılan 1923 tarihli Süs Dergisi’nin bazı sayılarında
bulunan tiyatro yazarı Müsahipzâde Celâl’in moda illüstrasyonları ise dönemin moda algısını ve gelişimini sergilemesi açısından ilginç bir örnek olarak nitelendirilmiş ve ele alınmıştır. Çalışmada; Müsahipzâde Celâl’in moda illüstrasyonları örneğinde, Türkiye’de dönemin giyim kültüründe ve moda anlayışında illüstrasyonların yeri ve önemine değinilerek bunların
yorumlanması ve tanıtılması amaçlanmaktadır. Makalede kütüphane araştırması sırasında elde edilen diğer benzeri bulgular, aynı dönemde Batı basınındaki örneklerle karşılaştırılarak irdelenmektedir. Varılan sonuç; söz konusu dönemde Türkiye’de modaya belirli bir oranda merakın olduğu, bunun yanı sıra modanın henüz bir sektör olarak gelişmemesi nedeniyle illüstrasyon alanının da bir meslek olarak algılanmamış olduğudur. Ancak bu ve benzeri illüstrasyonlar, meraklılarına neyin moda olduğu hususunda ve moda tasarımları hakkında bilgi verebilmiştir."

- MÜSAHİPZADE CELAL’İN MODA İLLÜSTRASYONLARI (20. Yüzyıl Başlarında Türkiye’de Moda Çizimleri Üzerine) , Yrd. Doç. Yüksel Şahin, Süleyman Demirel Üniversitesi
Güzel Sanatlar Fakültesi Hakemli Dergisi , art-e.sdu.edu.tr/docs/sahin_3.pdf
ART-E 2009-03

TÜRK KADIN BAŞLIKLARI

Posted by little drop of poison On

"Orta Asya ve Anadolu tarihi boyunca Türk kadınları çok çeşitli form ve ölçülerde başlıklar kullanmışlardır. Bazen sade bazen de ihtişamlı olan bu başlıklar, sosyo- ekonomik ve kültürel düzeyde farklılıklar göstermiş ama kadınlar hangi sınıfa mensup olurlarsa olsunlar giysilerini tamamlayan bu aksesuardan vazgeçememişlerdir. Yüksek sınıfa mensup kadınlar başlıklarını sorguç, enselik, baş iğnesi ve çeşitli mücevherlerle süslerken sıradan kadınlar bunu boncuk, kuş tüyü, renkli mendil veya tülbentlerle yapmışlardır. Türkler, İslamiyet ten sonrada Orta Asya giyim kuşam tarzlarını, özellikle uzun ve örgülü saç geleneğini devam ettirmişlerdir. Uzun saç modası Selçuklularla diğer memleketlere yayılmış, Memluklar da bu modayı benimsemişlerdir.Yüzyıllar boyunca uzun ve örgülü saçları ile görülen Osmanlı kadını, daha sonra yapılan minyatürlerde kakül ve şakaklarındaki saçlarını kısa kesmiş, hafif bukleler oluşturmuş olarak resimlenmiştir.
Le Bruyn sarayda kullanılan bir başlığı şöyle tarif eder: “Özellikle hanımlar, süslenme biçimlerinde kendilerine özgü bir yücelik ve ihtişama sahiptirler. Terpuşları başlarına, çeşitli renklerden olan ve altın gümüş kakmalı çok sayıda mendille tutturulmuştur, bunların arasına herkes olanaklarına göre her cins değerli taş takmaktadır. Bunun dışında süslenmeye çeşitli çiçekler de eklenmektedir. Bu baş örtünme biçimi öyle tasarlanmıştır ki, bunu bozmadan takıp çıkarmak olasıdır. Sır bu başlıkları süslemek amacıyla buket biçiminde altın çiçekler yapılır. Her çiçek buketinin ortasına da değerli taşlar yerleştirilir. Karanfil yada benzeri türden doğal çiçekler takan kadınlara da rastlanır.”
XVII. yüzyılda kadınların ev giysileri geleneksel özelliklerini korumaya devam ederken, Osmanlı imparatorluğunun gücüne koşut olarak, özellikle varlıklı hanımların süslü, gösterişli giysileri yeğledikleri, yerli ve yabancı sanatçıların resimlerinden, ayrıca yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır.VIII. yüzyılın ilk yarısında, özellikle lale devrinde varlıklı hanımlar mesire yerlerinde renkli feraceleri ve yaşmaklarıyla boy gösterirlerdi. Yaşmakların kumaşı şeffaftır ve başı genişleten hotozlar kullanıldığından yaşmaklar gevşek bağlanmaya başlanır ve sırmalarla süslenir.Allom’un yaptığı bir gravürde odalıkların kullandıkları başlıklar Corneille Le Bruyn’un kitabındaki saraylı kadın betimlemelerini andırır. Hotozunun üzerine küçük çiçekler yerleştirmiş ve incilerle süslemiştir. Esasen Türk kadınları tarihin her döneminde birbirinden farklı ihtişamlı ve değişik isimlerle anılan başlıklar kullanmış, saçlarını bu ve benzeri aksesuarlarla süslemişlerdir. Başlıkların hem estetik açıdan kadın güzelliğini tamamlayan bir giyim öğesi hem de bir asalet sembolü olduğu söylenebilir.
Osmanlı devletinde giysiler, toplumdaki yeri simgeleyen en belirgin göstergelerden biri sayılır giysisinin rengi, biçimi ve hatta kumaşının cinsi, giyen kişinin ait olduğu toplum düzeyini yansıtırdı. Ayrıca uyumlu bir mozaik oluşturan toplum içindeki diğer ırk ve dine mensup kişilerin de kendilerine özgü birbirlerinden farklı giysileri vardı.Fatih dönemine kadar Türk kadınları, eski Anadolu ve Orta Asya geleneklerini sürdürmüşlerdir. İstanbul’un alınması, yerleşik düzene geçiş, imparatorluğun sınırlarının genişlemesi ve ekonomik koşullar, kadın-erkek dünyasının ayrılmasına ve kadınların sokak giysilerine kurallar konmasına neden olmuştur."

- TÜRK KADIN BAŞLIKLARI, Nuray Yakaryılmaz, http://kadinbasliklari.blogcu.com/

- Giyim olgusuna Sosyo-Kültürel Bakış ve Türklerde Giyim, Doç. Dr. Mahmut Tezcan, dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/513/6345.pdf

"Türkiye'de kadın kıyafetinde "modernleşme süreci" ve medyanın buna etkisini incelemek aslında, pek çok başka faktörün de yer almasını gerektiren bir çalışmayla mümkün görünmektedir.İncelenen konuyu sadece kadın kıyafetlerindeki değişim ve medyayla sınırlamak pek çok hususun eksik kalması anlamını taşır. Konunun sosyolojik, tarihsel boyutunun yanında, sosyo-psikolojik, siyasi ve teolojik yönleri de incelenmeye muhtaçtır. Modernleşme, cinsellik, reklam, moda, feminizm, kadın hakları ve iktidar kavramları kadın kıyafeti bağlamında başlı başına incelenmeye değer konulardır.Bu çalışmanın sınırlı makale boyutu içinde, konunun medyayla bağlantılı yönü incelenmeye çalışılmış, bu arada tarihsel sürece de Türkiye bağlamında genel olarak değinilmiştir. YUkaridaki başlıkta kastedileni; kadın kıyafetinde ve kadının toplumsal hayatın her alanında daha çok yer alması yönündeki modernizm eğiliminin günümüzde geldiği nokta ve bunda medyanın etkisi olarak ifadelendirebiliriz."

- Türkiye'de Kadın Kıyafetinde Modernleşme Süreci ve Medyanın Etkisi, Moda, Reklam, Medya Üçgeni, Ufuk Özdemir, http://www.enfal.de/tes17.htm

"Bu çalışmada, 1950-1960 yıllarında yayınlanmış 17 kadın dergisinde kadının nasıl temsil edildiği incelenmektedir. Çalışmanın temel amacı, Demokrat Parti’nin gerçekleştirmeye çalıştığı demokratikleşme sürecinde kadın dergilerindeki kadın imajını analiz etmektir. Çalışmada bu dergilerin, kurguladıkları yeni kadın imajıyla kadınlara onları geriletici bir rol modeli önerdiği ileri sürülmektedir."

- DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ (1950-1960) KADIN DERGİLERİNDE KADIN İMAJI, Dilara Koçer, 2009, http://diewelt-dertuerken.de/index.php/ZfWT/article/viewPDFInterstitial/67/kocer

Kostüm ve Moda Tarihi

Posted by little drop of poison On

"Kostüm ve Moda Tarihi kitabında; İlkçağ, Antik Mısır, Antik Girit, Antik Yunan, Antik Roma, Bizans, Ortaçağ, Romanesk, Gotik, Rönesans, Barok, Rokoko ve 19. yüzyılın sonuna kadar geçen tarihi süreç anlatılmaktadır.

Kostüm Tarihi Bölümünde; Kültür, Modaya Genel Bakış, Modayı etkileyen; Politik, Sosyal, Ekonomik etkiler, dönemin Kadın, Erkek, Kostüm, Stil ve özellikleri, moda anlayışı yüzyıllara göre anlatılmaktadır.

Tekstil Bölümünde; yüzyıllara göre gelişen kumaş teknolojisi, dönemin ve çağların öne çıkan kumaşlar, renk ve desen özellikleri anlatılmaktadır.

Şapka ve Saç Stilleri Bölümünde; yüzyıllar boyunca kadın ve erkeklerin uyguladıkları saç stilleri, başları süsleyen başlık ve şapka biçimleri.

Aksesuar Bölümlerinde; tarih sürecinde kadın ve erkek aksesuar özellikleri örneğin; şemsiyeler, bastonlar, eldivenler, manşonlar, yelpazeler, mendiller, ayakkabı, çanta, biçim ve form özellikleri yer almaktadır.

Mücevherler Bölümünde; tarihsel dönem mücevher biçim, form, stil.

Güzellik Bakım Bölümünde; ilk çağdan günümüze kadar kadınların uyguladıkları vücut bakımları makyaj teknikleri ilk parfüm ve kozmetiklerden bahsedilmektedir.

Modanın Doğuşu İlkçağlar olarak kabul edilmiş. Nil ve Fırat nehirleri kıyısında kurulan kültürler modanın oluşumunu sağlamıştır. İlkçağdan Antik Mısır'a, ilk makyajdan, ilk sandalete, ilk peruktan, ilk dokuma örneklerine, Antik Roma'da Togalardan, Stoloya, Dört aşamalı Roma Hamam kültürüne, sosyal sınıfların göstergesi Roma Ayakkabılarına, Ortaçağ'da gelişen uluslararası ticarete, savaşlara, zengin sınıfın pahalı ve gösterişli giyim tarzından mücevherlere, kürklere, Hennin, boynuzlu şapka ve şaç stillerine, kostüm, dekorasyonda kullanılan sosyal sınıfın belirleyici donesi değerli kumaşlara, Çağının Moda ikonu kabul edilen Kraliçe Elizabeth'in kostümlerine, Rönesans Avrupası'nın gelişiminde etkili olan tekstil endüstrisi ve mücevher tasarımlarına, Medici Ailesi'nin ve Kraliyetlerin modaya etkisine, Barok Çağa, XIV.Louis Döneminde Paris'in Moda Merkezi oluşuna, 16. yüzyıl'ın ikinci yarısında İspanyol etkisinin modada oynadığı role, 17. yüzyılda orta sınıfın modaya ilgisiyle Moda Hareketlerinin hız kazanmasına, Barok ve Rokoko döneminde kullanılan sağlığa zararlı kemik ve tahta korselere, Avrupa Modasında İngiliz etkisine, tarihin en büyük Moda İkonu kabul edilen Kraliçe Marie Antionette için yapılan kreasyonların modayı etkilemesine, Fransız İhtilaliyle modadaki ihtişamlı dönemin sona ermesi, Rokoko Dönemde Moda Kültürü'nün yeniden yapılanması, ilk Moda Magazinlerinin yayınlanması, 1846 yılında dikiş makinesinin icadı, Dandizm gibi moda akımlarının ortaya çıkışı, çok katlı kafes krinolinlerin kullanımı, dönemin Moda İkonu Josephine Bonaparte stilinin modayı etkilemesi Kostüm Tarihi bölümlerinde yer almaktadır."

- Kostüm ve Moda Tarihi, Elif Jülide Dereboy, İnkılab Yayınları, 2004

http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=124518

Şıklığın Resmi Tarihi : Olgunlaşma Enstitüleri

Posted by little drop of poison On

"Şıklığın Resmi Tarihi Yümniye Akbulut’un yaşamını kaleme aldığı sıcacık bir anı kitabı.

Yümniye Akbulut 1930’lu yılların, çocukluğunun bir panoramasını son derece yalın bir dille aktarırken, gençliğinde ülkenin içinde bulunduğu koşulları da okurla paylaşıyor. İlke edindiği görev bilinci ve en iyisini yapma aşkı, Akbulut’un meslek yaşamında olduğu kadar, özel yaşamında da belirleyici bir rol oynuyor.

Olgunlaşma Enstitülerinin kurulmasına tanıklık eden ve bu kurumlarda aktif görevler alan Yümniye Akbulut, Türk el sanatlarının korunması, geliştirilmesi, çoğaltılmasına ilişkin yaptığı çalışmalarını, yurtiçinde ve yurtdışında düzenlenen sergilerde, defilelerde yaşadıklarını, gördüklerini, dostlarını bir sohbet niteliğinde anlatıyor."

- Şıklığın Resmi Tarihi : Olgunlaşma Enstitüleri, Yümniye Akbulut, Doğan Kitap, 2010

"Bu kitapta anlatılan hikaye bizim 75 yıllık hikayemiz. Bir çeşit hatıra defteri. Fotoğraflar Türkiye'nin aile albümünde. İnsanlar bizim insanlarımız. Cumhuriyet'ten bu yana kazanımlarımız da kayıplarımız da bu coğrafyanın malı ve bu toplumun geleceğini belirliyor. Yılların doğal akışı içinde nasıl olsa değişecek şeyler, Cumhuriyet'in değiştirdikleri, yaygınlaşıp moda olanlarla direnip değişmeyenler, hepsi içiçe. Ve hepsi bizim.... "

"Türkiye Moda Tarihi
Yıl 1938, bir zamanlar erkek serpuşu olan fes, kadın modasına girdi. Yıl 1940; Naylon çorap kadın giyiminin en önemli parçası oldu. Yıl 1950; Pilili etekler, ütü gerektirmeyen ‘‘yıka ve giy’’ gömlekleri, gardroplardaki çeşitliliği arttırdı. 70'li yıllar, giyimde başkaldırı ve pervasız görünümü sergiledi. 80'lerde köyden kente göç, modayı derinden etkiledi. 1980-2000 dönemi imaj çağı olarak tarihe damgasını vurdu.

Umut ve masumiyet çağıydı. Bir ülke, bir ulus ve bir devlet yaratılıyordu. Giyim kuşamdan yazıya, müzikten dile, hukuktan sanata, konutlardan kentlere, her alanda batılı bir toplum, batılı bir ülke olunacaktı. Hem de alelacele...

Alpullu'da, Uşak'ta, Turhal'da, Tokat ve Eskişehir'de, daha nice Anadolu kasabasında konser salonları, spor kulüpleri, hatta tenis kortları açılmaya başlamıştı. Dönemin hayali ‘‘Küçük Amerika’’ olmaktı. ‘‘Muasır Medeniyeti’’yeni dünya temsil ediyordu. Ancak giyim modasında Avrupa örnek alınıyordu. Erkek modasında daha çok İngiliz giyim tarzı etkindi. Pantolon askıları yerini kemere bırakmıştı. Bereler, şortlar, pijalamalar, yüzme ve güneşlenme mayoları adeta ‘‘modernliğin’’ simgesi olmuştu.

Türkiye'de kadın modasındaki değişim, erkek modasından da hızlı ve radikal oldu. Bukleler makaslara feda ediliyor, saçlar ‘‘a la garçon’’ kestiriliyordu. Kadınların jartiyerli çorapları, kısa saçlarının üstüne taktığı cloche (çan) şapkaları vardı. Yanık ciltler, plajlar, sağlıklı bir görüntü ve spor yapmak çok modaydı.

1930'lara gelindiğinde tüm dünyada olduğu gibi ekonomik kriz Türkiye'yi de etkiledi. ‘‘Yerli Malı Kullan’’ kampanyaları başladı. Sümerbank 1933'de korunmlaya alındı. ‘‘Yerli Mallar Pazarı’’ kurularak halk bu pazarlardan alışveriş etmeye özendirildi. Yine de bu dönemde moda oyunu tüm sosyal sınıflara yayıldı. Giyim ısmarlama-terzi türünden ziyade, ucuz bir çözüm olan hazır giyime kaydı. 1930'lar giyimde sadelik rüzgarı estirdi. Dönemin moda kadını olgun, ölçülü ve daha dişiydi. Saçlar uzamaya bırakılmıştı. Uzun boylu görünmek önemliydi ve tüm terzilik hileleri kadını da erkeği de uzun boylu göstermek üzere seferber edilmişti. Gary Cooper, Clark Gable, Cary Grant, Fred Astaire erkek giyiminde şıklık ve zerafet sembolü idi.

ETEKLER KALÇA HİZZASINDA

İkinci Dünya Savaşı yıllarında askeri üniformayı andıran giysiler moda oldu. Ev kadınları usta birer terziydi artık. Gizli yamalar, onarımlar, elde örülen kazaklar...Yokluk, yaratıcılığın yolunu açmıştı. Amerikan bezinden spor ceketler, şortlar yapılıyor, elde ne varsa değerlendiriliyordu. Şapka eskiye oranla şaşasını yitirmişti. Giyimde farklı gözükmenin ucuz ve kolay yolları aranmaya başlanmıştı. Karaborsadan ipek çorap alamayacak duruma gelen kadınlar, çıplak baldırlarına ipek çorabın dikişlerini taklid eden çizgiler çekerek o varmışçasına davranıyorlardı.

Amerikan rüyası 1950'li, 60'lı yıllarda moda rüzgarları Amerika'dan esti. Hollywood filmlerinin güçlü toplumsal etkisiyle ‘‘Amerikan Rüyasından’’ etkilenmemek mümkün değildi. 1950'li yılların kadını göğüslerini kaldıran, belini incelten, vücudunun siluetine hükmeden korselerden ayrılmaya pek niyetli gözükmüyordu. Ancak 1960'lara doğru, kendine konfor ve rahatlık getiren modalara hayır diyemedi. Etek boylarında kısalma ve bedende belirli bir rahatlamaya yol açan çuval elbiseleri kabullendi.

Dünyada başkaldırının, kadın, azınlık ve çevre hareketlerinin tohumlarının atıldığı 1960'lar, Türkiye'yi de etkisi altına aldı. Ülke 1960 darbesiyle sonuçlanmış bir sürecin ardından, 1961 Anayasası'nın getirdiği göreli özgürlük ortamını yaşıyordu. Kişisel zevklerin ön plana çıkarıldığı, ‘‘imaj devrinin’’ kapılarının açılmaya başlandığı yıllar yaşanmaktaydı. Tasarımda ‘‘ultra modern’’lik gündeme gelmişti. Işıltılı ıslak görünümlü PVC, kolay kullanımlı akrilik ve polyester kumaşlar, deri görünümlü plastik gibi malzemeler bu çağın havasını yansıtmaktaydı. Yeni ve özgür bir görünüme ulaşmanın yolu açıktı: Kavisleri düzeltmek ve etekleri kısaltmak.

1970'li yıllarda eteklerin boyu kalça hizzasına kadar çıktı. Gözler bu kısalığa alışmış, yediden yetmişe, yakışanından yakışmayanına kadar pekçok Türk kadın mini etek giymeye başlamıştı. Diz yüksekliğinde botlar, geniş kemerler, büyük omuz çantaları, bilek hizasında eldivenler, yapay mücevherler, incikler, boncuklar, hiçbir dönemde olmadığı kadar artmıştı.

SİYASAL HAREKETLİLİK

1970'ler Türkiye'de siyasal ve kültürel hareketliliğin olanca hızıyla yaşandığı bir dönem oldu. Devrimci sol görüşlü öğrenciler arasında gocuk, parka, ülkücü sağ görüşlüler arasında aşağıya doğru sarkık Orta Asya bıyıkları moda oldu. Militancı dinci kesimi ise uzun sakallar simgeliyordu. Bu dönemde toplumsal bir olgu olarak göze çarpan kırsal kente göç, modayı derinden etkiledi. Varoşlarda pantolon üzerine giyilen güllü etekler ve onların üzerine giyilen İngilizce yazılı t-shirtler, yarım tesettür ya da yarım açılma, kentle etkileşimin giyime yansımasıydı.

Anadolu eşrafına yönelik gazino ve pavyonlar, orta sınıfın ilgi gösterdiği tavernalar, gençelerin buluşma yeri publar, üst gelir grubunun gittiği özel kulüpler, diskolar, toplumdaki farklılaşmaların çoğalması ve kendine ait tiplerin doğmasına neden oluyor, ilgi-beğeni alanlarındaki ve türlerindeki artış, giyim tarzlarındaki çeşitliliği de beraberinde getiriyordu. Bu dönemin kadın giyimi, modern ve iyi kesimli, süssüz, bir anlamda klasik bir görünüme sahipti. Uzun manşetli gömlekleri, kalça seviyesinde geniş kemerleri, baldırlarını sarmalayan çizmeleri, çok iri gözlükleri vardı. Ve kadın, her dönemde olduğundan daha sık ve daha çok biçim ve çeşitte pantolonlar, pantolon takımlar giyer olmuştu.

MARKALAR DÖNEMİ

12 Eylül 1980 darbesi, toplumu yeni bir sürece soktu. Ekonomide liberalleşme politikaları, yabancı sermayenin Türk pazarına girmesi, modayı yakından etkiledi. Dünyanın ünlü giyim markaları büyük kentlerde peş peşe mağazalarını açıyor, bu markaları taşıyan kıyafetlerle dolaşmak bir statü sembolü sayılıyordu. 1980'lerde shirt, sweat-shirt, tight gibi ingilizceden dilimize yerleşmiş pekçok giyim eşyası, saç bantları, lastik ayakkabılar, eşofmanlar moda oldu.

Kadınlar ise geleneksel olarak erkek egemenliğinde olan iş dünyasına el atmışlar, etek ya da pantolonla giydikleri abartılı vatkalarla kaldırılmış omuz ceketleri, kravatları ile genel moda resmine güçlü, profesyonel iş kadını imajına ait yeni kıyafetler sokmuşlardı. Moda artık elbiselerin stillerine bağlı olmaktan çıkmış, kumaş çeşitliliği modanın demode olma sürecini hızlandırıcı bir rol üstlenmişti.

Sade ve vücudu kavrayan formlar, 90'lara damgasını vurdu. Mümkün olduğunca süsten uzak, iyi kalıp, yetenekli kumaş ve koyu renkli giyimin uzak, endişeli ve sıkıntılı görünümleri seçildi. Dönemler ve giysiler yeniden sunuluyor, giyim parçaları kullanımdan kullanıma yer değiştiriyor, feminen diye kabul görmüş bir kumaştan yapılmış erkek ceketi, lüks parlak malzemeden yapılmış bir spor ayakkabı, gece elbisesinin üstünde altı çizilerek kullanılan teknik bir detay...Artık hiçbir malzeme tek bir cinse özel değildi!

ÖNCE GİYİM

Batılı yaşam şekli genç Türkiye Cumhuriyeti'nde yeni yeni kabul görmeye başlarken, kendini önce giyim tarzıyla belli etti. Her döneme damgasını vuran toplumsal değerleri, değişen giyim tarzında gözlemlemek mümkündü. Mesela 1930'lu yıllarda yaşanan ekonomik kriz, ısmarlama-terzi giysilerin yavaş yavaş terkedilmesiyle daha ucuz bir çözüm olan hazır giyime geçişi sağladı.

SAÇLAR UZUYOR

Türkiye'de kadın modasındaki değişim ise erkek modasındakinden de hızlı ve radikal oldu. 1930'larda ekonomik kriz, giyimde sadelik rüzgarları estiriyordu. Uzun saçlı olmayı engelleyen cloche şapkaların modası geçmeye yüz tutmuş, saçlar uzamaya bırakılmıştı.

AMERİKAN RÜZGARI

50'li yıllar, Türkiye'nin çok partili hayata geçişi ve Amerika'yla kurduğu yeni ilişkilerle belirlenen bir dönemin tanıklığını yaptı. Amerika'da esen moda rüzgarları Türkiye'yi de etkisi altına aldı. Etek boyları kısaldı, Kadın vücudunun siluetini belirleyen korseler o yılların vazgeçilmezleriydi. 1970'lerde Avrupa'daki öğrenci hareketleri Türkiye'yi de etkiledi. Genel ahlak kurallarındaki özgürleşme modaya da yansıdı. ‘‘Mini etek’’kalça hizasına kadar çıktı."

-75 Yılda Değişen Yaşam Değişen İnsan Cumhuriyet Modaları, Kolektif, Tarih Vakfı Yurt Yayınları Bilanço 98 Dizisi

Arayalım