Yeni sezonda Türkiye'de Moda
Moda la Turca'da!

Blogspot iki saniye içinde yönlendirilecektir. Moda la Turca'ya geçemiyorsanız burayı tıklayın:
http://modalaturca.wordpress.com
ve favorilerinizi güncellemeyi unutmayın!.

Türkiye'de Moda:

Kimlik, Kültür ve Sınıfsal Temsiller

  • Neden bu blog?

    İsmiyle oldukça kapsamlı bir içerik vaadeden bu blog, aslında daha çok Türkiye'deki modaya (özellikle "haute couture", türkçesi "yüksek terzilik" olan ve Simmel'e göre önce elitlere ve bir süre sonra toplumun bütününe hitap eden olguya) dair bugüne dek yapılmış kaynakların bir derlemesini yapmak üzere düşünüldü. Sosyoloji okumaya ilk başladığım yıllardan beri, modayla pek alakam olmasa da ("fashionably sensitive but too cool to care" sloganını benimsemişimdir hep") gerçekleştirmek istediğim bir projenin altyapısı olma amacı taşıyor; Fransa'da bile henüz kolay kabul edilmeyen "moda sosyolojisi" kavramını bir nebze olsun Türkiye'ye aşılamayı hedefliyor. Ve bu arada, belki Türkiye'deki modayla ilgilenen kişiler için de kaynaklara kolay ulaşmak için bir araç olur. Günün birinde iyi bir analiz yapmam dileğiyle... Olur da ulaşmak isterseniz: damla.bayraktar@gmail.com
İstanbul'un moda merkezleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul'un moda merkezleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Birkaç yıldır İstanbul'un yanına yapıştırılmaya çalışılan "Moda merkezi" sıfatı şehir içinde modaya dair yeni düzenlemelerin ortaya çıkmasını da beraberinde getirdi. Bu düzenlemeler arasında son dönemde başlıca üç kentsel yenileme uygulaması dikkati çekiyor: Akaretler'in restorasyonu, Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi'nin yenilenerek dünya modasının başlıca markalarının tek sokakta toplanması ve Galata'da alternatif bir moda alanının yaratılarak Galata Moda diye bir festivale ev sahipliği yapması.

İstanbul'daki moda alanlarının belirlenmesine dair yenilenme hareketini iki yönlü bir süreç, ve modanın farklı iki yüzünün yansıması olarak düşünebiliriz. Bir yanda Nişantaşı-Teşvikiye-Akaretler hattının el yakan ve "acaba içeri girip bir şey devirir miyim, devirsem arabayı satmak gerekir mi?" hissi yaratan lüks mağazalarla dolu "kırmızı halı" caddeleri, diğer yandaysa modayı yakından takip edenler için kilit bir mekan haline gelen Galata'nın arka sokakları var. Bu açıdan İstanbul'daki iki merkezli düzen de aslında modanın asıl merkezi Paris'teki Rive Gauche-Rive Droite (Sol Yaka-Sağ Yaka) ayrımıyla benzerlik taşıyor. Paris'te Sağ Yaka, Louvre Sarayı, Opera ve Champs Elysees bölgesini tanımlar ve Paris aristokrasisinin izlerini yansıtır. Şatafatlı binalar, büyük ve lüks mağazalar bu bölgede sıralanır. Buna karşı Sol Yaka, özellikle 1960-70'lerde Paris bohem kültürünü ve sanatçıları barındırır; bu yakada da moda önemli bir yer teşkil eder ama daha çok tasarımcılara ait küçük butikler bulunur. Paris'teki sol yaka-sağ yaka ayrımı geçmişten beri süregelen çatışmaları anlamak açısından da kullanılır: sağ yaka daha muhafazakar ve eski değerlerine bağlıyken sol yaka nispeten daha devrimcidir, buna karşılık Fransızların burjuva bohem (bobo) diye adlandırdığı paralı-entellektüel ve bir yandan bohem takılmaya çalışan kitleyi de kendine çeker.

İstanbul'da da dediğim gibi benzer bir yönelmeye gidildiğinden bahsedebiliriz. Bir yanda Nişantaşı ve Akaretler hattından oluşan, özellikle sofistike ve büyük markaları bir araya getiren, "yüksek kültür"e dair bir moda anlayışı oluşturuluyor. Nişantaşı zaten geçmişten beri modacıların butikleri ve zengin Abdi İpekçi Caddesi'yle İstanbul'da moda dendiğinde ilk akla gelen merkezlerden biriydi. Akaretler'in restore edilmesi ve buranın lüks markalarla ilişkilendirilmesi sonrasında, Citys'in ve hemen yanına İstanbul Moda Akademisi'nin Nişantaşı'nın tam göbeğine konumlanması bölgenin moda açısından butiklerden öteye geçeceğini hissettirmişti zaten. Şişli Belediyesi'nin geçtiğimiz ay Abdi İpekçi Caddesi'ni yeniden düzenlemesi de bu hikayeye son noktayı koydu; cadde kırmızı halıyla kaplandı ve birkaç yıldır sayıları sürekli artan Louis Vuitton'dan Prada'ya en büyük markaların yan yana sıralandığı bir merkez haline geldi.

Buna karşılık belki Nişantaşı'ndan daha da geçmişe uzanan ve isminin Pera olduğu dönemde bir moda merkezi sayılan (ah şekerim şapkasız çıkmazdık) İstiklal Caddesi de bohem burjuva kültürüyle tekrar yenileniyor. İstiklal Caddesi önce Fransız Sokağı'yla bu bohem yenilenme havasını solumaya başlamıştı, daha sonra Fransız Sokağı'nın yerini Asmalı Mescit aldı (ve Fransız Sokağı unutulmaya yüz tuttu), Asmalı Mescit de kalabalık dolayısıyla Şişhane'ye kaymaya başladı ve bu sırada Galata'nın karanlık arka sokakları değer kazandı. Galata (ve İstiklal Caddesi'nin diğer ucundaki Cihangir de), hem özellikle "genç tasarımcı" diye isimlendirilen modacıların küçük butiklerine ve dünya markalarının bulunabileceği konsept butiklere, hem de Galata Moda'ya ev merkezliği yapıyor. Buradaki kesim, Nişantaşı'na göre daha yerel, daha küçük bütçeli, alternatif ve nispeten bağımsız modayı temsil ediyor; Paris'in sol yakasındaki gibi burjuva bohem kitlesini kendine çekiyor. Galata Moda'nın sokak şenliği havasında çadırlarda yapılması da bu bohemliği bir kez daha kuvvetlendiriyor.
İstanbul'daki moda merkezleri bu şekilde incelendiğinde aslında İstanbul Moda Haftası için İTÜ Taşkışla'nın seçilmesinin ne kadar kritik olduğu da anlaşılıyor; zira üniversite Nişantaşı'yla Galata arası tam orta noktada.
Bütün bunları düşününce insan tüm sürecin nasıl bir planlamadan geçtiğini merak ediyor, acaba Şişli Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi (ve Büyükşehir) yenilemeler sırasında ortaklaşa çalışıp bu konuda fikir alışverişi yapıyor mu? Yoksa bütün bu hareketliliğin altında rekabet mi yatıyor? Her ne olursa olsun görünüşe göre sonuç İstanbul'un moda merkezi haline gelme sürecini hızlandırıyor..

Resimler sırasıyla nileguide.com ve brandroom.blogspot.com'dan.

Galata'nın moda mekanları

Posted by little drop of poison On

İstanbul'da çok eski tarihlerden beri moda açısından önemli bir yer teşkil eden ama unutulmuş Galata, son birkaç yıldır yaşadığı yenilenme süreci sonunda bir kez daha İstanbul modasının kalbinin attığı yer haline geldi. Timeout'tan Seda Yılmaz'ın bu konuda Aralık 2009'da yazdığı haberden alıntı yaparak, Galata'da öne çıkan adresleri öğreniyoruz:
http://www.timeoutistanbul.com/s76904/alisveris/galatada_moda

"Bahar Korçan Butik
Bahar Korçan’ın butiği Galata’nın en son konuklarından. Moda aleminin rüştünü ispat etmiş tasarımcılarından biri olan Korçan, zevkli döşenmiş bir loftu andıran butiğinde aynı zevkin ürünü giysiler sergiliyor. Burada, sınırlı sayıda üretilen Bahar Korçan tasarımlarının yanı sıra aksesuarlar, battaniye ve tabak gibi dekorasyona yönelik parçalar da bulunuyor. Bu sezon, şifon ve triko, dantel, ipek ve kadife gibi farklı dokuların bir arada kullanıldığı elbiseler mutlaka görülmeli.
Laundromat
Laundromat, mimarlık formasyonlu iki moda tasarımcısı Öykü Thurston ve Yasemin Özeri’nin açtıkları, farklı konseptiyle kendine has duruşunu ortaya koyan bir butik. Daha önce Çukurcuma’daki Art.i.choke adlı butiğinde yaptığı keçeden tasarımlarıyla International Herald Tribune’ün moda kalemi Suzy Menkes’in bile ilgisine mazhar olan Öykü Thurston, burada da keçelere yer veriyor. Ortağı Yasemin Özeri ise, Galatamoda’da kendini kanıtlamış bir isim. Buranın en önemli özelliği, her odasında farklı bir tasarımcıyı keşfetme şansını sunuyor olması. Kudret Saka’nın erkek koleksiyonunu, Güneş Dericioğlu’nun deri çantalarını ve Elif Ergin’in başarılı kadın koleksiyonunu bir arada görmek için istikamet Laundromat.
Paristexas
Koca koca markalı giysileri cep yakmayan fiyatlara almayı kim istemez? Hepimiz istediğimiz için Paristexas’a bayılıyoruz. Buraya her gidişimizde bizi şaşırtmayı başaran parçalarla karşılaşıyoruz. Elinizi askıya attığınızda karşılaştığınız Lanvin elbisenin gayet makul bir fiyata satıldığını görünce sevinç çığlıkları atmaktan başka yapacak bir şey kalmıyor. Marc Jacobs, Vera Wang, Diana Von Furstenberg, Alexander McQueen ve Jonathan Saunders burada bulacağınız markalardan sadece birkaçı. Butiğin en büyük sürprizlerinden bir tanesi de haftanın üç günü harika ayakkabı tasarımlarıyla kalpleri çalmış olan Ahmet Baytar’la karşılaşma fırsatı.
Second Chance
Model Ahu Yağtu’nun sahibi olduğu Second Chance, Küçük Bebek’ten Galata’ya taşındı. Yağtu’nun zevkini yansıtan ikinci el giysi ve aksesuarlara soracak olsak, onlar da kokoş Bebek’te olmaktansa eski ruhlu Galata’yı tercih ederlerdi. Second Chance’in ikinci elleri, ‘eski’ kategorisinde yer alamayacak kadar iyi durumdalar. Vintage gelinliklerden gece elbiselerine ve harikulade şapkalara kadar birçok zevke hitap eden parçalar mevcut. Türk tasarımcılara ait saç aksesuarlarının bulunduğu panoya da göz atmakta yarar var.
Aida Pekin
Bihter Ayda Pekin’in tasarladığı takılara ev sahipliği yapan dükkan, Maçka’dan Galata’ya transfer oldu. Buranın vitrini kadar duvardaki bakır tavşan da dikkat çekici. Pekin, kırmızı bir salıncağın üzerine oturttuğu bu tavşanı Bread&Butter fuarı için tasarlamış. Gümüş ağırlıklı koleksiyonlarındaki parçalarda, materyalin incecik kullanımı onlara mücevher görünütüsü veriyor. Broşlar, tarzlara farklı bir dokunuş katmak için harika seçim.
Adem&Havva
Adem&Havva’da etnik ve otantik çeşnisi bol giysi ve aksesuarlar satılıyor. Basma elbiseler, eşarplar ve çarıklar, butiğin ilk göze çarpan parçaları. Her biri Anadolu’dan getirilen kolye, küpe, bileklik ve yüzük gibi aksesuarları incelemek için bol vakte ihtiyacınız var. Hepsinde Anadolu’ya has bir detay ve renk söz konusu olduğu için beğenmemek elde değil.
Lastik Pabuç
Spor ayakkabıya karşı koyamıyorsanız Lastik Pabuç’a giderken iki kere düşünün çünkü burada aklınızı çelmek üzere sırada bekleyen birçok model var. Sahibi -daha önce Harvey Nichols’ın erkek satın alma departmanında çalışmış olan- Can Soylu, tam bir spor ayakkabı oburu olduğunu itiraf etmekten çekinmiyor. Sadece Lastik Pabuç’ta bulunan Alife ve Creative Recration markalı spor ayakkabılar, buranın kültleri.
Building
Kendilerini fikir mühendisi olarak tanımlayan üç arkadaşın hayata geçirdikleri Building projesi, deneyselliğiyle akılda yer eden bir mekân. Ön taraf kafe, arka taraf da tasarımcı kıyafetlerine ayrılan bir butik olunca moda düşkünlerinin bir an önce lokmalarını bitirmek isteyeceklerini tahmin edebiliyoruz. Multidisipliner Building’de mimari, moda, gastronomi ve endüstriyel tasarım bir arada
Sodapop
Genç Türk tasarımcıların neler yaptığını merak ediyorsanız Sodapop’un yolunu tutun. Burada ismini belki de hiç duymadığınız ama ürettiklerini beğenme ihtimalinizin yüksek olduğu birçok tasarımcıya rastlayabilirsiniz. Nefis grafik desenleriyle organik kıyafetleri daha da çok beğenmemize sebep olan Boa, eğlenceli pleksi aksesuarlarıyla Deniz Tekkül, pikselli görünümlü rengarenk kolyeleri ve broşlarıyla İlke Güzelsoy, parşömen çantalarıyla Kare Çanta ve nev-i şahsına münhasır etekleriyle 1001 İstanbul Sodapop’taki markalardan sadece birkaçı.
Simay Bülbül
Deri gibi zor bir malzemeye getirdiği farklı yorumla tanıyoruz Simay Bülbül’ü. Tasarımcının elinde deri detayları, trikoları ve penyeleri zenginleştirmekte kullanılıyor. Sadece deri parçalarda, bu hantal malzemeyi kumaş inceliğinde kullanması büyük maharet. Bülbül’ün showroom’unda günlük kullanıma uygun kıyafetler ağırlıkta."

Arayalım